Dünya
Kremlin-Külliye arasında Hовая дверь(*)
Tırnaknak içinde, bir NATO generali olarak, Genelkurmay BaşkanıHulusi Akar'ın Rusya ile ilişkilerin düzeltilmesi noktasındaki rolü ile 15 Temmuz'da muhatap olduğu muamele arasında ilişkiyi görmemiz gerekiyor
Nedret Ersanel - Yeni Şafak
Tırnaknak içinde, “bir NATO generali” olarak, Genelkurmay BaşkanıHulusi Akar'ın Rusya ile ilişkilerin düzeltilmesi noktasındaki rolü ile 15 Temmuz'da muhatap olduğu muamele arasında ilişkiyi görmemiz gerekiyor…
Rusya ile Türkiye arasındaki krizin nasıl aşıldığına ilişkin öykünün tam da Erdoğan-Putin zirvesi gününde basına ve muhtemelen iki ülke onayıyla sızdırılmasını da aynı cepte tutabiliriz. ('Mektup operasyonu', 09/08, Hürriyet. Esasen iki ülkenin arasını bulanlar ilginç. Bir yandan şaşırtıyor bir yandan da 1999-Öcalan operasyonundan hareketle“süreklilik” işaret ediyor.)
Kuşkusuz, manidar ifadelerden biri olarak dün Başbakan Yıldırım'ın TBMM'deki grup toplantısında zikrettiği, “Türkiye'nin önünde açılan çok daha büyük kapılar var. Cumhurbaşkanımız Rusya'da kapsamlı görüşmeler yapacak” cümlelerini de stratejik kapsama alanına eklemeliyiz...
***
Saint Petersburg zirvesi Batı dünyasının kritik tüm başkentleri tarafından dikkatle izlendi. Ankara ve Moskova'nın mutabık kaldığı geniş çaplı ekonomik ilişkiler, enerji yatırımlarından turizme kadar herkesin bilgisi dahilinde. Bunlar çok çok önemli ama asıl iş, iki ülke arasındaki “stratejik ilişkilerin” boyu(tu)nun nereye kadar uzayacağınoktasında...
Bir, Suriye konusunun toplantının resmi akışından farklı oturumda ve Cumhurbaşkanı'nın ifadesiyle, “ayrıca ve çok çok dar katılımla” masaya yatırılması dahi dikkat çekicidir.
İki ülke uçak krizi öncesinde Suriye'de mutabakata en yakın oldukları dönemdeydiler! Malûm uçak krizinden sonra atıl hale gelen bu anlaşma şimdi uyandırılıyor. Bilinmesi gereken şu, bu ABD'nin planlarına uygun değil. Suriye konusunda bir çözümün bulunması bölgesel dengeleri tamamen değiştirme potansiyeline sahip.
İki, Rusya, Türkiye'ye Avrasya'da yeni bir perspektif sunabilir! Ukrayna ve Kırım da dahildir. Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in 5 Ağustos tarihli Ankara ziyaretinde, “Türkiye'nin ve Erdoğan'ın Şanghay İşbirliği Teşkilatı içerisinde olmasını destekliyoruz” cümlesi budur. Şimdi Özbekistan'la da ilişkilerin toparlanması yoluna bakılıyor.
***
Üç, Askeri yakınlaşmalar...
Batı-Rusya ilişkileri Ukrayna krizi nedeniyle kesildiğinden bu yana askeri hava koridorlarını/yollarını birbirlerine bildirmiyor taraflar. Aradan geçen zaman içinde 'büyük savaş' riski taşıyan “tehlikeli temaslar” oldu.
Batı'da bu birliği/tutumu sadece İsrail deldi. (Detaylarına gerek yok. Meraklısı için; 'İsrail uçakları Şam'ı vurdu', 05/08 ve tersi, 'Rus İHA'sı İsrail semalarında', 08/05, Dünya Bülteni.)
Şimdi Türkiye ve Rusya da bu birlikteliği başta Karadeniz'de ardından Suriye'de sağlayabilir. ('İzvestiya: Rusya, Türkiye'ye askeri anlaşma önerecek', 08/08, Sputnik.) Anılan haberde yer alan, “Türk pilotlara Ruslarla nasıl çalışacakları öğretilecek” cümlesini de dikkat çekici bulabilirsiniz.
Karadeniz, NATO/ABD kadar Rusya için de hayati önem taşıyor. ('These Little Russian Corvettes Will Turn the Black Sea Into a Fortress', 07/08, Sputnik.) Zirvede bu konuya bakılması ama basın toplantısında zikredilmemesi, meselenin Batı'nın gözleri önünde ve rahatsızlık verecek biçimde kamuoyu önüne getirmek yerine, “iç deniz” derinliğinde halledildiğini gösteriyor. Türkiye'nin tutumu Rusya ile aynıdır.
Kremlin-Külliye dengelerinin ürettiği bir zamanlama da, yine dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, Suriye hükümeti ile imzalanan ve Rusya Hava-Uzay Birlikleri'ne bağlı grupların Suriye'de konuşlandırılmasını öngören anlaşmayı Duma'ya sunmasıdır. Elbette manidardır ve Washington bunu da not etmemesi düşünülemez.
***
Nihayet... Rusya'yla yakın ilişkilerin zamanlama çizelgesine, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin daha iki gün önce Bakü'de bir araya gelmelerini de katmalıyız.
Evet, Ermenistan-Azerbaycan çatışması ve Dağlık Karabağ sorunu bu ve Saint Petersburg buluşmanın ortak gündemidir ama aynı zamanda Orta Asya ve Suriye de öyle.. Hatta “İpek Yolu” da!
Hatta hatta, 'Uluslararası Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru' (NSTC)'de.. Ki, Süveyş'e alternatiftir!
Bakü toplantısı üç değil dört ülkelidir, öyle okunur.
***
Türkiye'nin Batı'dan kopması, “eksen kayması”, NATO'dan çıkması veya “atılması” türünden spekülasyonlar gerçekçi bulunmuyor.
Ancak şu da bir sorudur; Batı Türkiye'yi istiyor mu? İstek, talep veya planları var mı? Ya da daha sert soralım; ABD ve Avrupa Birliği, Türkiye'yi Türkiye olarak kabul edecek mi?
Rusya'da daha toplantı sürerken Danimarka'dan duyulan, “Türkiye kırmızı çizgileri aştı, AB üyelik müzakerelerini sonlandırmalı” açıklamaları ve sayısız benzeri Türk kamuoyunu sıktı. Danimarka önemsiz ama sinek de öyle ve mide bulandırıyor.
Elbette Ruslar Türkiye'nin Batı'dan, özellikle NATO'dan kopması yönünde temennilere sahip olabilirler. Ama şu haliyle de, yani sadece askeri alanda dahil kimi NATO ayrıcalıklarının Rusya ile de hayata geçirilmesi olasılığı büyük ve yeni bir kapıdır. Zaten ABD ve AB de durumu öyle anlıyor.
(*) 'Yeni Kapı'

Henüz yorum yapılmamış.